Pazar
Sohbeti
Mehmet Gündem, Zaman Gazetesi
YÜKSEK SESLE SEVMEK
- Ölümü
sevdiren, hatta ölüme imrendiren bir son ile
'demir aldi' bu limandan Baris Manço.
- Gazeteciyiz,
haber aliyoruz. Bu haberlerin pek çogu da kötü
haber. Ölüm haberleri de aldik pek çok defa ve
pek çok kereler üzüldük; ama hiçbiri
sarsmadi beni Turgut Özal'in ve Baris Manço'nun
sarstigi kadar. Her iki ölüm karsisinda da
kendimi terk edilmis ve yapayalniz hissettim.
- Düsündüm ki
üçüncü kisi kim olacak ölümüyle bizi
içimizden, ruhumuzun derinliklerinden sarsacak?
Kim olacak bilemiyorum; ama hayattayken bizi
pozitif eylemleriyle sarsan ve bizi yüksek sesle
sevenler arasindan çikacak.
- Iyi yasamak, iyi
ölmek, iyi ugurlanmak ve iyi karsilanmak...
Aslinda bütün çaba bunun için. Bir kere daha
anladim ki, bütün düsünce ve fiillerimizle
kendimizi gerçeklestiriyor ve kendimizi insa
ediyoruz. Bir de kendi cenaze törenimizin
maketini birakip gidiyoruz. Baskalarini degerli,
anlamli ve kalici yapan özellikler ne ise ayni
özellikler beni de degerli, anlamli ve kalici
yapabilir. Öyleyse hayati düsünerek ve
hissederek yasamak gerekiyor. Baris Manço'yu
degerli, anlamli ve kalici yapan sey, onun
eyleminde gizli. O eylem 'ortak payda', 'sentez',
'ideallerinin insani', 'pozitif eylem adami'
olusu, 'sapma yapmamis kisiligi', 'yasaklamak
yasak' demesi, herkesin onu 'bizden biri' olarak
görmesi ve onun bizi yüksek sesle sevmesi
seklinde özetlenebilir.
- Simdi cesaretle,
hatta gurur duyarak birbirimize yüksek sesle
sevdigimizi söyleyebilmeliyiz. Çünkü sevgi
olmadan baris, baris olmadan da sevgi olmuyor.
- Baris Manço ne
kadar da çok sinmis hayatimiza?!.. Farkina
simdilerde vardigimiz o kadar çok sey ögretmis
ki bize. Etkilemis, sessizce sarsmis ve sevdirmis
kendini bize. 'Müsaadenizle çocuklar' bile
demeden yine sessizce giderken yüregimizden bir
parça da alip götürmüs. Çok sükür ki, hiç
olmazsa giderken Baris Manço'yu yakaladik ve
kendi istegimizle yüregimizden bir parça daha
verdik ona.
- Ölüm
karsisinda tüm yapmaciklarimizdan siyrilarak
ortaya koydugumuz kendimizi, hayat devam ederken
de ayni dogallikta ortaya koyabilecegimizi,
koymamiz gerektigini de giderken ögrettin bize
Baris abi. Mekanin cennet olsun... Ben sana
"Baris abi sadece önden gittin..."
diyorum ve etrafimdaki herkesin her an 'önden
gidenler' arasina karisabilecegini düsünmeye
koyuluyorum. Baris Manço ile pek çok kereler
konusmus, 'Pazar Sohbeti' için niyetlenmistim.
Yaklasik bir ay önce de yine bir resepsiyonda
ayni niyeti dile getirmis ve karsilikli olarak
artik yapalim demistik. Fakat olmadi... Kesik
kesik, küçük sohbetler halinde konusmalarimiz
vardi. Sorularima verdigi cevaplar ve sorularima
buldugum cevaplarla yarim kalan bir röportaji
sunuyorum.
- Unutma ki dünya
fani Veren Allah alir cani Ben nasil unuturum
seni Can bedenden çikmayinca
-
-
- BARIS MANÇO
-
- Baris ismi
bizim geleneklerimizde pek rastladigimiz
isimlerden degil. Nereden gelmis Baris?
- Çok dogru. Benim de
arastirmalarima göre su anda Baris ismini
tasiyan benden daha büyük birisi yok. 1943
dogumluyum, o yillar biliyorsunuz savas
dönemlerine denk geliyor. Insanlar çocuklarina
her halde dönemin psikolojik tesirleri geregi
Hakan, Bahadir, Serdar, Muzaffer gibi isimler
koymuslar. Dedem de bana, savasin yerine baris
gelsin özlemiyle 'Baris' ismini koymus.
Isimlerin insanin karakterine tesir ettigine
inaniyorum. Dünya bir türlü savastan kurtulup
barisa kavusamadi; ama ben kendimle, toplumla,
tabiatla ve tarihle devamli barisik yasadim.
- Çatismanin egemen oldugu,
insanin insanla, toplumla, tabiatla çatistigi
bir dünyada önce kendisiyle ve sonra da diger
varlik kategorileriyle barisik olabilmek ne
mümkün?
- Allah, her insani birtakim
kabiliyet ve donanimlarla dünyaya gönderir.
Bana da çok sükür ki 'baris arama' ve 'barisik
kalma' kabiliyeti vermis. Yas kemale erdikçe,
algi dünyaniz biraz daha derinlesiyor,
zenginlesiyor. Idrak ufku genisliyor.
- Özellikle bizde toplum ve
tarihten kopma daha sikça görülen bir
fenomen...
- Içinde bulundugunuz toplumu
da, köklerinizin uzandigi maziyi de hafife
alamazsiniz. Yasanilmis olandan haberiniz yoksa,
siz tek basiniza neyi yasayacaksiniz? Biliyor
musunuz anlamak, ögrenmek ve tüm bunlardan
sonra bir eser ortaya koymak, üretim yapmak çok
zordur. Bizim millet olarak tarihten gelen çok
zengin bir mirasa kondugumuz kanaatindeyim. Bu
noktada ben Baris Manço olarak mirasyedi olmak
yerine, bugünün hayatina ve gelecek nesillerin
hayatina pozitif etki yapabilecek eylemlerin
pesinde olmayi seçtim.
- Cemil
Meriç "Bu ülkede yasanmaz diyenler bu
ülkeyi yasanmaz hale getirenlerdir." diyor.
- Bu ülkeden hiç bir zaman
ümidimi kesmedim ki, 'bu ülke yasanmaz'
diyeyim...
-
- Kendinizle
ne kadar barisiksiniz?
- Baris igneyi kendine batirir,
çuvaldizi baskasina... Hayata prensip olarak
pozitif bakarim. Insanlarin ve olaylarin
öncelikle güzel olan taraflarini görmeye
çalisirim. Asla hiç bir insani yargilamam.
Herkesin hata yapma hakkinin oldugunu bilirim.
Kendimle çok konusurum, yaptiklarimi sorgularim,
çok soru sorarim. Hiç bir olayin bir tek sebebi
ve bir tek çözüm yolu olmadigini gördüm.
Yani bir sorunun birden çok cevabi olabiliyor.
Bu yüzden hayata herhangi bir ideoloji
çerçevesinden bakmam. Mükemmellik arayisinin
insanin ömrünün sonuna kadar sürmesi
gerektigine inaniyorum. Kendimle barisigim, ama
bunun bir sebebi de gerektigi yerlerde kendimle
çatismaya girebilecek cesareti tasimamdan
kaynaklaniyor. Fakat tüm bunlar hayatin,
varligin ve varolmanin anlamini ararken karsimiza
çikiyor.
-
- Nedir
hayatin anlami?
- Her insanin bir misyonu vardir
bu dünyada. Iste o misyonu kavramak ve o misyonu
en güzel sekilde ortaya koymaktir hayatin
anlami.
-
- Sizin
misyonunuz nedir?
- Baris ve sevgi. Çünkü
sevgisiz baris ve barissiz da sevgi olmaz.
Hayatim boyunca bunu, önce kendimde yasamaya ve
sonra da insanlara anlatmaya çalistim. Bugüne
kadar kimseyle degil sadece kendimle yaristim.
- 56 yasindasiniz, saçlariniza
aklar düsmüs, ama buna ragmen ruhunuz çok
genç ve enerji dolu gözüküyorsunuz. Heyecanin
yaninda ayni zamanda sanki bir aceleniz
varmisçasina hizli konusuyorsunuz...
- Bedenimiz yaslanir bundan
kaçamayiz, ama ruhumuzu genç tutmak bizim
elimizde. Basta da söyledim ya ben mirasyedi
olmak istemedim. Bu kubbede hos bir seda
birakabilmek için çalisiyorum. Içimdeki
gençlik dinamizmini insana, sanata, tabiata ve
tarihe olan sevdamdan aliyorum. Bunu için de
sürekli proje gelistiriyorum. Acelecilikten
bahsettiniz, evet benim acelem var, çok fazla
vaktim yok. Yapilacak çok is var. Hizli ve seri
konusurum, çünkü konusmakla vakit kaybetmek
yerine bir an önce o düsündüklerimi hayata
geçirmek isterim. Hayat sürprizlerle dolu...
-
- Neler
var yakin zaman projeleriniz arasinda?
- Öncelikle Baris Manço
deyince akla gelen yirmi dört parçadan olusan
Mançoloji'yi çikartmak istiyorum. Bu konuda
çalismalar devam ediyor. Iki yil önce temeli
atilan Lale-Baris Manço Ilkögretim Okulu'nu
tamamlayip ardindan bir çocuk hastanesi yapmak
istiyorum. Elbette ki bir de Baris Manço
Üniversitesi gönlümden geçiyor. Türklerin 4
bin yillik tarihini anlatan 'Izlerimiz'
belgeselini tamamlamak istiyorum. Henüz son ve
en güzel sarkimi yazmadim.
-
- Dünyanin
pek çok ülkesine gittiniz. Onlari Türkiye ile
karsilastirdiginizda ne söylersiniz?
- Çok samimi söylüyorum, ben
dünyaya defalarca gelsem, yine de burada dogup
büyümek ve burada ölmek isterim. Türkiye'den
daha güzeline hiç rastlamadim.
-
- Toplumda
çok genis bir mozaik yapi sizi seviyor ve
eserlerinizi dinliyor. Farkli alt kimliklerimize,
farkli ideolojik tercihlerimize ragmen, sadece
bir blokun degil de bütün toplumun hüsn-ü
teveccühünü kazanmis olmanizi neye
bagliyorsunuz?
- Yerelden hareket edip
evrensele ulasmaya, evrenselden de tekrar yerele
gelmeye çalistim. Bunu da aslinda her defasinda
çok fazlaca hesap ederek yaptigim söylenemez.
Mesela ben bestelerimi gayriiradi yaparim.
Farkina varmadan kalemim kagidin üzerinde kayip
gider. Ortaya çikan eserler biraz da ilhama
dayaniyor. Ilhamin nerede gelecegi de belli
olmuyor. Onun için bizim evin her odasinda
piyano vardir. Nerede ilham tellerim 'dinnn'
ederse orada oturup bir seyler yapmaya
çalisirim. Ben batinin en dogulusuyum.
Çocuklarimin adlarina bakin, Dogukan ve Batikan.
Aslinda bu isimleri de düsünerek koymadim,
aklima öyle geldi öyle koydum. Belki de
Dogu'nun ve Bati'nin baris içinde olmasini çok
fazla arzu ettigimden dolayi Allah öyle ilham
etmistir. Belki de bu benim misyonumdu.
-
- Siz bir
radikal misiniz?
- Hayir ben bir Baris
Çelebiyim.
-
- Bence
bir radikalsiniz. Sizin çok özel bir ilgi
alaniniz da çocuklar. Bizim çocuklarimiza olan
o yogun ilginin nedeni?
- O çocuklar hepimizin. Onlarin
adam gibi adam olmasinda hepimizin sorumlulugu
var. Aslinda ben sadece bir çocuk programi
yapiyor degilim. Biliyorum ki, beni çocuklar
seyrettigi kadar onlarin büyükleri, anneleri,
babalari, dedeleri, amcalari, anneanneleri,
babaanneleri de seyrediyor. Daha güzel imkanlar
sunarak daha huzurlu bir dünya kuralim istiyorum
çocuklar için.
-
- Biz sizi
tevazu ve içtenliginizle taniyoruz. Her
sanatçi, toplumunun kendisini bas taci etmesini
ister...
- Bir sartla bunu istemeye hakki
olur sanatçinin; onun da toplumu bas taci etmesi
ve bunu en yalin haliyle göstermesi sartiyla.
Iyi niyetli, samimi ve içten bir insan oldugumu
düsünüyorum. Bana ulasmak, benimle konusmak
kolaydir. Sanata kirk yilimi verdim. Beni mahcup
etmeyecek eserler ortaya koydum. Iddiali
olmadim;, ama otuz yil önce besteledigim,
söyledigim bir sarki bugün hala ayni coskuyla
dinleniyor. Sanatla basladim hayata ve sanatçi
olarak bitirmek istiyorum. Siyaset aklimdan
geçmiyor. Niye geçsin ki, ben simdi iyi bir
noktadayim. Konustugunda sözü dinlenen ve halki
tarafindan oldukça sevilen bir adamim. Aradigim
sey genis kitlelere seslenmek ve onlardan bir ses
duymakti. Bir usta oldugumu söyleyenler de oldu;
ama ben buna 'estagfirullah' dedim. Hayatim
boyunca da, ustayim, sanatçiyim gibi iddialarda
bulunmayacagim. Benden sonra insanlar benim için
böyle güzel seyler konusurlarsa, buna da çok
memnun olacagimi itiraf etmeliyim.
-
- 'Benden
sonra' diyorsunuz. Hayati fani olarak
görebilmek, insanin kendisini insa etmesi ve
iliskilerini düzenlemesi açisindan da çok
önemli bir firsat degil mi?
- Isabet buyurdunuz. Bizler
genel anlamda elimizdeki seylerin kiymetini onu
kaybettikten sonra anliyoruz; ama is isten
geçiyor çogu kere. Ihtiraslarimiz, hirslarimiz
insani degerlerimizin, insana yarasir
kabiliyetlerimizin önüne geçiyor. Hayatin ve
dolayisiyla kendimizin fani oldugunu unutmazsak,
elimde ne kadar oldugunu bilmedigimiz zamani
kendimizi gerçeklestirmeye ve eser ortaya
koymaya ayiririz. Hayatin böyle kavranildigi bir
toplumda, bir ülkede, bir dünyada da sevgi ön
plana çikar.
-
- Sarkilarinizda
çagrisim dünyasi oldukça genis ve daha çok
bir filozof edasiyla ifade edilmis bu tür
parçalar var degil mi?
- Ben hayatin gerçegini
anlatiyorum. Sevda kadar, ayrilik kadar ölüm de
bizim bir gerçegimiz. Bunlardan kaçmak yerine
anlamak ve zaman içinde içimize sindirmek
zorundayiz.
-
- Hüzünlenince
daha fazla mi düsünüyoruz ayriligi ve
ölümü?
- Olabilir, tam bilemiyorum. Ama
genellikle pek fazla düsünmedigimiz, hatta
kendimize ölümü yakistirmadigimiz için, her
gelen ölüm bir sok etkisiyle geliyor. Insan
ayni zamanda düsünen ve hisseden bir varlik.
Saniyorum düsünerek ve hissederek yasamak
gerekiyor.
-
- Yahya
Kemal'in on bes yilda tamamladigi Sessiz Gemi'yi
hatirliyorum da anlam zenginligi ve çagrisimlari
açisindan sizin birkaç eseriniz de ruhumda ayni
etkiyi yapiyor.
- Elbette ki bende Sessiz Gemi
kivaminda bir eser yok. Merak ettim, hangi eserim
sizde ona benzer bir çagrisim yapiyor?
-
- Mesela;
Ömrümün Sonbaharinda, mesela; Daglar Daglar...
Bir kere daha dinlemek isterim.
- Ömrümün Sonbaharinda
- Adim anilmaz oldu, kapim
çalinmaz oldu
- Ömrümün sonbaharinda
- Gönlüm katlansin diye,
gören göz görmez oldu
- Ömrümün sonbaharinda
- Saçlarima düstü aklar,
hüzünlendim aksamlar
- Ömrümün sonbaharinda
- Hep yüzüme kapandi, dost
bildigim kapilar
- Ömrümün sonbaharinda
- Sarkilar yarim kaldi, resimler
soldu simdi
- Ömrümün sonbaharinda
- Döktügüm gözyaslari sel
oldu akti gitti
- Ömrümün sonbaharinda
- Elimden kaçirdigim
gençligimi özlerim
- Ömrümün sonbaharinda
- Artik hiç dönmeyecek
sevgiliyi beklerim
- Ömrümün sonbaharinda
- Baris, isyan eyleme yillar
akip gidiyor
- Ömrümün sonbaharinda
- Fazla vaktin kalmadi, giden
geri dönmüyor
- Ömrümün sonbaharinda
- Hala kalem tutacak bir parça
gücüm kaldi
Ömrümün sonbaharinda
- Hala yazip çizecek birkaç
satirim kaldi
Ömrümün sonbaharinda
- Hala bitirmedigim bir yarim
sarkim kaldi
Ömrümün sonbaharinda
- Ve hala beni dinleyen bir
avuç dostum kaldi
Ömrümün sonbaharinda
-
- Kendi
kendime soruyorum acaba bir yolculuk mu var ve
yolcu kim?
- Yolculuk sürekli var ve
siramiz gelince hepimiz yolcuyuz. Bir gün
söylemeye, vedalasmaya firsat bulamayiz belki.
Onun için simdiden söyleyelim;
- Elveda Ölüm
- Çoktan uçmus güvercin,
tahta masam devrilmis
Can dostum çoban uykuda.
- Tatli komsu Ayse Teyze,
- Emekli Salih ögretmen
- Hepinize, hepinize elveda...
- Dostlar elveda...
- Gözlerim kursun gibi agir
agir kapandi bu gece.
- Elveda...
-
- Allah
gecinden versin, emr-i Hak vaki oldugunda geride
kalanlarin size hangi eserlerinizle seslenmesini
istersiniz?
- Biz nasil yasamissak ona göre
eserler birakmisizdir geride... Gülpembe,
Unutmadim Seni...
- Gülpembe....
- Sen gülünce güller açar
Gülpembe
- Bülbüller seni söyler, biz
dinlerdik Gülpembe
- Sen gelince bahar gelir
Gülpembe
- Dereler seni çaglar,
sevinirdik Gülpembe
- Güz yagmurlariyla bir gün
göçtün gittin
- Inanamadik Gülpembe
- Bizim iller sessiz, bizim
iller sensiz
- Olamadi Gülpembe
- Dudaginda son bir türkü
Gülpembe
- Hala hep seni söyler, seni
çagirir Gülpembe
- Gözlerimde son bir umut
Gülpembe
- Hala hep seni arar, seni
bekler Gülpembe
-
- Unutulma
korkunuz var mi?
- Hayir yok. Insan ne
zaman ölür biliyor musun? Fiziki varliginiz
itibariyla bu dünyadan ayrilinca ölmüs
olmazsiniz. Isminiz ne zaman artik anilmiyorsa bu
dünyada, o gün hem ölmüs hem de unutulmus
olursunuz.
-
- Insanin
yüregine seslenen ve kalici izler birakan pek
çok esere imza atmis bir insan olarak kimseden
beste istemediginizi, almadiginizi biliyorum;
fakat bir istisnasi var?
- Bir dostumun çok güzel bir
bestesi vardi: 'Canim oglum.' Ilk dinledigimde
gözyaslarimi tutamamistim. Onu çok fazla
istedim; fakat vermedi. Dilerseniz okuyayim:
-
- Canim oglum
- Benim, benim canim kadar
sevdigim güzel oglum
- Hayatimdaki her seysin sen,
benim canim oglum
- Gurur dolu bir dünyan olsun
istedim
- Onur dolu bir yasamin olsun
istedim
- Artik ben yorgunum oglum,
canim oglum
- Alin teri her zaman yücedir
oglum
- Haram haramdir oglum
- Haram her zaman haramdir oglum
- Sen sen ol hiçbir zaman
helalden vazgeçme oglum.
- Bu dünyada güzellikler de
var oglum
- Dünyamizda iyilikler de var
oglum
- Artik ben yorgunum oglum,
canim oglum
- Yetimin hakkina dokunma oglum
- Günahini duyarsam oglum
- Helal etmem hakkimi sana oglum
-
- Biz
ölü seven bir topluma benziyoruz. Çünkü
sevdiklerimize sevgilerimizi onlar da hayattayken
neredeyse hissettirmemek için bir çaba sarf
ediyoruz. Siz toplumdan, bizlerden yeteri kadar
sevgi gördünüz mü?
- Ben sevildigimi biliyorum ve
oldukça fazla hissediyorum; fakat her insanin
benim kadar bu konuda nasipli olmadigini da
biliyorum. Ne var biliyor musunuz? Insanlar
korkuyorlar birbirlerinden; çünkü çok ciddi
bir çatisma sürecinden geçtik yakin
tarihlerde. Ben o süreçte taraf olmadim ya da
taraf olduysam sadece ve sadece 'insan'in
tarafinda oldum. 7'den 77'ye bu ülkenin tüm
insanlarina ayni gözle baktim ve hepsini sevdim.
Dedim ya ben hep sizin sarkinizi söyledim.
Biliyorum ki, sanatçiya sevginizi ne kadar çok
hissettirirseniz, o zaman o sanatçi ortaya çok
daha güzel eserler koyar. Çikmaz sokaga
girmeden gösterelim ve hiçbir insandan
esirgemeyelim sevgilerimizi. Üç-bes günlük
dünya hayati degmiyor hiçbir kavgaya...
-
- Bu bir
veda sohbeti olsaydi nasil seslenmek isterdiniz
bize?
- Dün yine yapayalniz dolastim
yollarda
- Yagmurlarda islandim bombos
sokaklarda.
- Gözlerimde yas kalbimde sizi
- Unutmadim seni.
- Unutmadim, unutmadim, ne olur
anla beni.
- Unutmak kolay demistin
alisirsin demistin.
- Öyleyse sen unut beni yeter
ki benden isteme.
- Gözlerimde yas kalbimde sizi
unutmadim seni.
- ...
- (Vefatindan bir müddet önce, degisik
vesilelerle sorulan sorulardan derlenmistir.)
-
|